Archive for the ‘Nazım Hikmet RAN’ Category

Ne kötüdür…

Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.

Ne kötüdür an kadar yakın bir asır kadar uzak olması…

Ve bilirmisin?

Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması

“Ben” deyip susmasi

“Sen” deyip ağlamaklı kalması…

NAZIM hikmet

VEDA

Hoşça kalın
dostlarım benim
hoşça kalın!
Sizi canımda
canımın içinde,
kavgamı kafamda götürüyorum. Read the rest of this entry »

Gittigim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?

Karşımdasın işte…
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardi kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi…

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarim dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan ‘zamana birakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tır..”
Simdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır

Gittigim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim…

Nazım Hikmet Ran

AŞK MÖNÜSÜ

Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin
şiirlerimin ılıklığında açılmalısın
sana burada veriyorum hayata ayrılan buseyi
sen memleketim kadar güzelsin
ve güzel kal

Nazım Hikmet

Bence sen de simdi herkes gibisin

Gözlerim gözünde aski secmiyor
Onlardan kalbime sevda gecmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Cunku bence simdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaciyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktim da iste iyice
Anladim ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karisti simdi yemini
Kalbimde senin icin yok bile kinim
Bence sen de simdi herkes gibisin

Rubailer

Nazim Hikmet

Bir gerçek âlemdi gördügün ey Celâleddin, heyûlâ filân degil,
uçsuz bucaksiz ve yaratilmadi, ressami illetî-ûlâ filân degil.
Ve senin kizgin etinden kalan rubailerin en muhtesemi :
«Suret hemi zillest…» filân diye baslayan degil…

2

Ruhum ne ondan önce vardi, ne ondan ayri bir sirrin kemâlidir,
ruhum onun, o disimdaki âlemin bende akseden hayâlidir.
Ve aslindan en uzak ve aslina en yakin hayâl
bana isigi vuran yârimin cemâlidir…

3

Sevgilimin hayâli dile geldi aynanin üzerinde :
«— O yok, ben varim,» — dedi bana günün birinde.
Vurdum, düstü parçalandi ayna, kayboldu hayâl
ve lâkin çok sükür sevgilim duruyor yerli yerinde…

4

Musambanin üstüne resmini bir kerecik çizdim ama
günde bin kere resmin çikti bende tepemden tirnagima,
fakat ne tuhaf sey hayâlin onda daha çok kalacak
benden uzun ömürlüdür musamba…

5

Sarilip yatmak mümkün degil bende senden kalan hayâle.
Halbuki sen orda, sehrimde gerçekten varsin etinle kemiginle
ve balindan mahrum edildigim kirmizi agzin, kocaman gözlerin gerçekten var
ve âsi bir su gibi teslim olusun ve beyazligin ki dokunamiyorum bile…

6

Öptü beni : «— Bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardir,» — dedi.
«Bu itir senin icâdin degil, saçlarimdan uçan bahardir,» — dedi.
«Ister gökyüzünde seyret, ister gözlerimde :
«körler onlari görmese de, yildizlar vardir,» — dedi…

7

Bu bahçe, bu nemli toprak, bu yasemin kokusu, bu mehtapli gece
pirildamakta devâmedecek ben basip gidince de,
çünkü o ben gelmeden, ben geldikten sonra da bana bagli olmadan vardi
ve bende bu aslin sureti çikti sadece…

8

«— Paydos…» — diyecek bize bir gün tabiat anamiz, —
«gülmek, aglamak bitti çocugum…»
Ve tekrar uçsuz bucaksiz baslayacak :
görmeyen, konusmayan, düsünmeyen hayat…

9

Ayrilik yaklasiyor her gün biraz daha,
güzelim dünya elvedâ,
ve merhaba
k â i n a t . . .

10

Balla dolu petek
yani gözlerin günesle dolu…
Gözlerin, sevgilim, gözlerin toprak olacak yarin,
bal baska petekleri doldurmakta devâmedecek…

11

Ne nurdan
ne çamurdan,
sevgilim, kedisi ve kedinin boynundaki boncuk
yugrumlarindaki farkla hepsi ayni hamurdan…

12

Lahana, otomobil, veba mikrobu ve yildiz
hep hisim akrabayiz.
Ve ey günes gözlü sevgilim, «Cotigo, ergo sum»1 degil
bu hasmetli ailede variz da düsünebilmekteyiz…

1 Düsünüyorum, demek ki varim.

13

Aramizda sadece bir derece farki var,
iste böyle kanaryam,
sen kanatlari olan, düsünemeyen kussun,
ben elleri olan, düsünebilen adam…

Son Şiiri

Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana

Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm

MEMLEKETIM…

Dinleyin…

Memleketim, memleketim, memleketim,
ne kasketim kaldı senin ora işi
ne yollarını taşımış ayakkabım,
son mintanım da sırtımda paralandı çoktan,
şile bezindendi.
Sen şimdi yalnız saçımın akında,
enfarktinda yüreğimin,
alnımın çizgilerindesin memleketim,
memleketim,
memleketim…

HABER…

Dinleyin…

Onlardan haber geldi.
Oradan
onlardan.
Gömlekleri kirli değil
çatık değilmiş kaşları.
Yalnız biraz
uzamış tıraşları.
“Yandık!”
dememişler.
Dayanmışlar biliyorum.
“Dayandık!”
dememişler.
Gözleri gülerek
bakıyorlarmış adama.
Şakaklarında taze bir yara varmış ama,
çatık değilmiş kaşları.
Yalnız biraz
uzamış tıraşları….

Nazım Hikmet RAN

YİRMİNCİ ASRA DAİR…

Dinleyin…

— Uyumak şimdi,
uyanmak yüz yıl sonra, sevgilim…
— Hayır,
kendi asrım beni korkutmuyor
ben kaçak değilim.
Asrım sefil,
asrım yüz kızartıcı,
asrım cesur,
büyük
ve kahraman.
Dünyaya erken gelmişim diye kahretmedim hiçbir zaman.
Ben yirminci asırlıyım
ve bununla övünüyorum.
Bana yeter
yirminci asırda olduğum safta olmak
bizim tarafta olmak
ve dövüşmek yeni bir âlem için…
— Yüz yıl sonra, sevgilim…
— Hayır, her şeye rağmen daha evvel.
Ve ölen ve doğan
ve son gülenleri güzel gülecek olan yirminci asır
(benim şafak çığlıklarıyla sabaha eren müthiş gecem),
senin gözlerin gibi, Hatçem,
güneşli olacaktır…

12 Kasım 1941

Nazım Hikmet RAN